6 Ocak 2012 Cuma

21. YÜZYILDA MÜSLÜMAN KADIN OLMAK

Toplumun en temel ve en küçük birimidir aile. her toplumda, her dinde ve ideolojide ailedir bütün taşları temelden dizen. Ve ailenin de taşları... Kadındır bu taşları ahenkle ören. Şefkat kahramanı, nazik-nazenin fıtratıyla ön plana çıkarılan kadın. "Anne" olmasıyla cennetin ayaklarına serildiği yaratılmış... Rahman, Rahim, Rezzak sıfatlarının tecelli ettiği varlık. "Bir toplumu ayakta tutan değerler manzumesini çocuklarından başlayarak nesillere aktarma görevinin verildiği, insanın lâtif cinsi.
Bütün bu sıfatlardan kadının aile için, toplum için ne kadar önemli olduğunu anlayabilirsiniz. Ancak düşüncelerin sapkınlığa varması kadını ikinci sınıf gibi göstermeye başlamış, doğal olarak ezildiğini hisseden kadınlar, en az kendilerini bu duruma düşüren sapkın düşünceler kadar sapkın bir akıma kapılmıştır. Feministlik adını verdikleri bu hırçın çığlığın arkasında statüko arayışına girmişlerdir. Çarpıtılmış düşünceler içinde boğulan kadınlık sözde "erkek egemenliğinin" altına girmemek için güç arayışına başlamış ve en nihayetinde çıkışı kariyer yapmak adı altında, ekonomik gücü elinde bulundurmada bulmuştur. Zira iş güç sahibi olup, para kazanırsa ayaklarının üzerinde durabileceğine inandırılmıştır. Şimdi toplumda, muhafazakar kadınlar da dahil, kadın olmanın en temel gerekleri unutulmuş, anne olmanın, eş olmanın, eğitici olmanın yerini hırsla atılmış kariyer adımları almıştır.

Kendi ayakları üstünde durmak isteyen, özgürlükçü kadınlar artık evlilikten kaçıyor, evlilik yapmış olsalar bile yaşadıkları problemler karşısında savaşmak yerine, yolu kaçışta yani boşanmalarda buluyor. Kişisel çıkarları aile olmanın önüne geçiyor. Durumun bu hali almasının en önemli sebebi de evliliğe dünyalık gözle bakılmasıdır. 21. yüzyılda bireyler evliliği sığlaştırmış ve dünyevi duyguların meşru bir şekilde yaşandığı bir kurum olarak algılanmasına sebep olmuşlardır. Evlilik artık kadın/erkek için aşk ve cinsellik demektir. "Evleniniz, çoğalınız" emrini unutmayıp, evliliğin, cinselliğin, hayırlı evlatlar yetiştirmek adına peşin ücret olduğunu bilmek gerekir. Aileye bu pencereden bakılmalıdır.


"Ne kâinatta ve ne de mukaddes metinlerde, gerçekte "erkek", "egemen" değildir." Erkeğin kudretine tapması "azıcık ve sanal kudret" sahibi fıtratından kopmasına sebep olmuştur. Erkeğin gücünü kadın üzerinde sapkınca uygulamaya çalışması, kadının zoraki "erkekleşmesinin" hatta örgütlenmesinin önünü açmıştır. Kadın artık iyi bir anne, eş olmaktan vazgeçmiş, "egemen güç" karşısında nefsi müdafaaya kalkışmıştır.
Batılıların sapkın yaşamlarının da etkisiyle kadın, fıtratında var olmayan özellikler varmış gibi davranmaya başlamıştır. Örneğin; adalet; hikmet, hüküm ve kudreti gerektirir. Bu sıfatlar da erkek cinsinde ön planda tecelli etmiştir. Ancak kadın, hüküm, hikmet ve kudretin yani adaletin kendisinde var olduğunu iddia ederek, çocuğunu babasının kollarına bırakarak, hakime hanım olarak mahkeme salonlarında koşmakta ve hatta bazen karşı cinsi için hükümler vermektedir.
Bütün kaynaklarda açıkça söylenmektedir ki; kadın, önce annedir. Eğer çalışmak, para kazanmak iyi bir anne ve eğitici olmanın önüne geçmişse bütün yaşanacakların vebaline katlanmak zorundadır. Şu ana kadar yazdıklarımdan kadının asosyal bir varlık olması gerektiği çıkarılmasın. Aksine kadın sosyal ortamlarda, cemaatlerde yer almalıdır çünkü o kültürel olarak bir eğitici ve aynı zamanda da ekonomik olarak eşine yardımcıdır. Ancak Cumhuriyetten sonra kadın Batılılaşmanın simgesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kadınlara yönelik olarak yapılan sosyal ve kültürel alanlardaki düzenlemeler kadını geleneksel toplumdan kopuşun "sembolü" yapmıştır.


Eğer İslamiyet çarpıtılmadan yaşanabilseydi, eğer Efendimiz'in (s.a.v)yolundan gidilebilseydi; kadının sosyal ve kültürel yaşantısı için hiç bir düzenlemeye gerek kalmazdı. Kadın da asıl görevini unutup farklı arayışlara kalkışmazdı. Çünkü kadın, Müslümanlıkta hiç bir dinde ve ideolojide yüceltilmediği kadar yüceltilmiş ve önemsenmiştir.
“En güzel dünya nimeti, insanın sahip olabileceği nimetlerin en hayırlısı: Zikreden dil, şükreden kalp ve insanın iman doğrultusunda (Müslümanca) yaşamasına yardımcı olan kadındır.” (Tirmizî, Birr 13)
“Kadınlar hakkında Allah’tan korkunuz. Çünkü siz onları Allah’ın emâneti diye aldınız."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder